January 28th, 2011 at 10:19pm
20 yıldır çalışıyorum. Hala projelerim var. Bence çok güzel birşey zaten çok güzel birşey olduğuna inanmasam herhalde çok yapılası iş içinde değilim. Hakikaten eli kalem tutmanın çok güzel olduğuna şöyle inanıyorum: inanılmaz bir özgürlük veriyor insana, hayatta 1-2 yapabildiğim iş var kendime bakıp da iyi yaptım dediğim iş var. Bunları elim kalem tutuyor olmasaydı yapamazdım. Mesela şöyle diyeyim özgürlük açısından birine bağımlı olmadan,çocuklarımı yetiştirebiliyorum. Bu çocuklar benim ve onları hayata ben hazırlayabilirim diyor insan, boşandığımda çocuklarımın biri 8 biri 10 yaşındaydı ilköğretimin daha çok başlarındaydılar, eğer ki ben bunu yapabilecek gibi hissetmeseydim kendimi belki ne boşanabilirdim, ne de o hayatın içinden sıyrılabilirdim. Mecburen sıyrılmam gereken bir hayattı. Elim kalem tutmasaydı, çocukları herhalde okutamazdım, kendi başıma çok büyük bir özgürlük de değil güç bu. , o O zaman kime ne diyecektim anneme babama hadi bu çocukları okutabilecek miyiz diyecektim. Ya da o zaman diyecektim ki lütfen boşanmayalım sen herşeyi yap ben göz yumacağım ama bu çocukları bakmak lazım diyecektim. Böyle bir imkan tanıdı bana eli kalem tutyor olmak. Belki de elim çok kalem tutuyor diye evlilik hayatını beceremedim de o sonuç oldu. Onun ne tarafta olduğu bilemiyorum. hangisinin hangisine neden olduğunu çok kestiremiyorum. Ama yani insan açısından elikalem tutan kadın erkek olmak iyi , hayata bir anlam verme açısından iyi. Gerçi başka şeye anlam veremediğin de olduğu için de oluyor ama bir katkın oluyor. Birşey yapmanın mutluluğu var. ama kadın olup da eli kalem tutmak zor. Çünkü başka alandaki beklentiler de çok aynı zamanda bebek tutmak zorundasın, aynı zamanda pazar torbasını da tutman lazım, çocuğu da,çok bölünmek gerekiyor. başka taraflarda kendinden de veriyorsun da tutuyorsun. İkincisi, kalemi tutan kadınsa kendini ifade etmesi gerekiyor. Aynı kalemi erkek tutyorsa çok daha lafının dinlenmesi kolay, ama eğer kadın tutuyrsa canım bu kadın nerden bilecek, veya işte acaba, ne kadar biliyordur, bu kalemi ne kadar doğru tutyordur diye bence bir önyargı var. Kadın olarak kalem tuttuğunda ben bu kalemi ne kadar iyi tutyorumu ilave bir gayretle göstermek gerekiyor.
January 28th, 2011 at 10:07pm
Günlük tutardım ama o günlüğün ayrı kalemi yoktu ama renkli kalem severdim morla turuncuyla yazayım şimdiki kadar yoktu etrafta… Hem çalışırken, hem de kendimi sağa sola dökerken yazıyla böyle renkli renkli yazmayı severdim.
Birşeyin benim aklımda kalması için onu kalemden geçirmem lazım. yani yazarak çalışırdım ben sürekli. Kitaptan not çıkarırken.notun bir kısmını pembe bir kısmını başka renkle başlığını başka renk kalemle yazardım. Böyle bir eğlenmem vardı.biraz vakit kaybıydı ama başka bir iş yapmayınca sadece bunlar olurdu ortada.. O zaman bilgisayar yok başka bişey yok.. Vakit öldürecek şey az olduğu için herhalede kendime öyle bir eğlence yaratmıştım. Yazmadığım şeyi algılamam benim zor. Onun için ya not çıkartacağım ya da kalemden geçmesi lazım ki o benim aklıma girsin.
Daha çok o yıllarda aklımdakileri geçirmek için yazıyordum ve o zaman ne derler renkli, değişik yazmaya çalışıyorsun. Günlük tutardım sıkıldığımı yazardım. Anneme diyemediğimi yazardım. Aşk mektubu çok yazmadım da mesela hayalimdekileri yazdım. Olmasını istediğim birşeyi diyelim ki şu çocuk bana aşık şöyle yapmışız böyle yapmışız diye hikaye yazardım. Sanki biz gitmişiz, tatile birlikte çıkmışız beraber dolaşmışız hikaye gibi yazardım. Şimdi sağda solda bakıyrum annemin al bunları dediği bi sürü kağıt var mesela üniversiteden, liseden kalan kağıtların içinde onları bulduğum zaman hemen imha ediyorum.
January 24th, 2011 at 9:39pm
İşime hep önem verdim.. Ne siyaset, ne din, ne etnik köken ne taraf tutma hiç öyle şeyler yoktu. Ne gerekiyorsa o vardı. O yüzden attığım imzaların her zaman arkasındayım.
Ee şimdi bazı yerlere giderken de güzel kalem almayı çok severim yanıma. Yani 3 kuruşluk kalemle gitmem. Ciddi, güzel kalemler kullanırım. Pahalı kalemler kullanırım. Gittiğim yere göre davranırım.mesela bir toplu görüşmeye gidiyorsam ve ağırlık işveren ağırlığıysa ben de o usule göre hem giyimime hem elimde kullandığım kalemimi, çantamı çakmağımı bile ona göre ayarlarım.Ama işçilerle ilgili bir görüşmeye gidiyorsam sade , sıradan, kalemim sıradan olur, çakmağım sıradan olur. Yani ona çok dikkat ederim. Gittiğim yere uyum sağlamak çok önemli…
January 24th, 2011 at 9:32pm
Dev-sol vardı bir dönem. Hiç unutmuyorum. Bomontide tekstil işyeri çoktur.Oraya teftişe gitmiştim. Devsol da orada örgütleniyordu. Dışarda beni belkliyorlardı. Tuttuğum rapor çok önemliydi o zaman. Hatta benim dışarı çıkmamamı istedi işveren, korktular. Sendikacılar falan Dev-sol’a ait bir sendikaydı, bana dediler ki “aman çıkmayın” size birşey yaparlar. Yani ben oradan çıkmazsam müfettişliğe devam edemem. Ben de korkuyorum.ama ben burdan tek başıma çıkacağım aksi halde kendimi yenilmiş hissederim.ve ben oradan tek başıma çok korkarak çıktım. O sendikacıların arasından. Şimdi tam hatırlamıyorum ama onlar için çok önemliydi, yetki tespiti falan olabilir… Her iki taraf için de çok önemliydi yaptığım tespit.ama orada çok korkmama rağmen, ki çok gençtim. Çıktım.
Raporda mutlaka doğru olanı yazmışımdır.
January 24th, 2011 at 9:24pm
Çok fazla şey hatırlayamıyorum.üniverstede dolmakalemim oldu.
Kalem konusunda çok net bilgi veremiyorum. Benim zamanımda kalem çeşidi yoktu bu benim özel kalemim olsun diyeceğim bir kalemim yoktuhiç olmadı öyle özel bir kalemim.
İlk bana bana hediye gelen kalem mesleğe başladığım zamandı.O kadar uzun bir süre hayatımda…20 yaşlardaydım. Herhalde bir işyerinde hediye etmişlerlerdi.çok güzel, kuymetli bir kalemdi.o yüzden sanıyorum hala duruyor.ve evlenirken eşimin bir kalemi vardı, altın uçlu bir kalem. Onu da saklıyorum hala. Yani hayatımda 2 tane çok özel kalemim oldu.ama şimdi ben kendime alıyorum. Çocuk kalemleri benim çok hoşuma gidiyor çünkü onları ben yaşamadım hiç benim dönemimde hiç öyle birşeyler yoktu. Şimdi ben keyifle böyle görüdğüm kalemleri, kendim için alıpgetiriyorum, evimde özellikle çoktur. Evimde daha çoktur. Çocukluğunu yaşıyor demesinler d,iye onları ben evde saklıyorum daha çok. Orjinal şeyleri seviyorum.. Sevdiğim kalemleri görünce hemen alırım.
January 24th, 2011 at 8:55pm
Bu çalışma eli kalem tutan kadınların hikayeleri, bu ülkede eli kaem tutan kadınlar olarak yaşadıkları. Çocukluklarından itibaren Kalemlerle olan ilişkileri, ve neler yazdıkları….İlk hediye olarak aldıkları kalem, (kız çocuklarıa genelde kalem hediye edilmez) . Yazdıkları günlükler, mektuplar… belki de şiirler şarkılar… Biraz onları çocukluklarına döndürmek, kalemler üzerinden kendileri için neler hayal ediyorlardı, ve bu hayalleri nasıl yazdılar. ve bugün neleri gerçekleştirdiler ya da gerçekleştiremediler.
Kalemin hayatlarında ne ifade ettiğini, bu kalemlerle hangi sınavları verdiler veya hala veriyorlar. Hayatlarında verdikleri önemli sınavlar, başarılar, ve hatalar.
Eli kalem tutmanın onlar için ne ifade ettiği, düşündkleri, yazdıkları, imzaladıkları. ve şimdiye kadar altına imza attıkları işler… Bu işlerden gururlandıkları, utanç duydukları, pişmanlık duydukları beğendikleri, beğenmedikleri.
kalem üzerinden ve kalemle olan ilişkileri üzerinden kendi hayatlarına daha doğrusu yazdıkları çizdikleri üzerinden kendi hayatlarına bir bakış.
çocukluk-gençlik-olgunluk çağlarına kalemlerle olan ilişkileri üzerinden bakmalarını sağlamak, onların dilinden düşündükleri ve hissettiklerini birlikte ortaya çıkarmak. Bunu yaparken onların dil ve anlatımına sadık kalmak. Kendi hikayeleri anlatmalarına aracı /kolaylaştırıcı olmak.
Bu kadınların biricik hikayelerinin bize düşündürecekleri, hissettirecekleri bizim kazanımımız olacak. Bakalım neler çıkacak?
Bu köşede kadınlar ve kalemleriyle buluşmak üzere….
January 24th, 2011 at 7:33pm
Ah ne zor çalışan kadın için 2.çocuk kararını vermek, hele ki kariyer beklentin varsa. Öyle 2-3 yaş arayla ikinci çocuğu yapmak cesaret ister bu memlekette. Hele özel sektörde çalışıyorsan kariyer olarak belli bir yere gelmen gerekir. İki çocuk arası 3-5 yaş olup da çalışmaya devam eden çok az kadın var çevremde. Ben 9 yıl arayla yaptım. İyi ki de yaptım. Ama merak ediyorum bir büyüğümüz 3 çocuk yapın derken, ebeveyn izni, süt izni, doğum izni mevzuatlarını da düzenlemeye gidecek mi?
Büyük şehirde ve özel sektörde çalışan kadın kadınlıktan çıkıyor, çocuk doğurma v bakma fikri doğallığını yitiriyor ve çiftler için çözülmesi gereken problemlere dönüyor. bu durumda var mı cesaretiniz 2.çocuları yapmaya??
January 24th, 2011 at 7:11pm
Epey bir aradan sonra yazılarıma kavuştum. Çalışan
kentli kadın halleri üzerine yine yazıp çizeceğim.
umarım eski hitleri yakalar geçerim.
April 21st, 2009 at 10:47am
Bu romanı yeniden okuyor, ve yaşıyor gibiyiz, bugünlerde… Bu kadar mı hiçbirşey değişmez bu coğrafyada? Zaman, mekan, koşullar değişiyor sanıyoruz, ama 100 yıllık bir hikayeyi hala yaşıyoruz. Ne içinden çıkılmaz bir durum… Ya da ne kadar basit aslında. problem hep aynı, çözümü ortada…
Posted in Uncategorized
March 8th, 2009 at 1:21pm
8 mart artık herkesin dilinde, iyi mi oldu? iyi oldu niye iyi olmasın ki? herkes iyi kötü 8 martın ne olduğunu bliyor artık. peki ne değişti? Tabii ki hiçbirşey. Herşey aynı. Ama bir dakika bugün daha bir indirim var hanımlara mağazalarda. Onlar para harcasın , daha çok kıyafet, ayakkabı,kozmetik, alsın ülke ekonomisi canlansın tabi buna ihtiyaç var. Ekonomiye böyle katkıda bulunsun kadınlar. Tüketen kadını mutlu etmek, üreten kadını mutlu etmekten daha kolay ne de olsa.
Artık seçim minibüslerinden kadın sesleri de yükseliyor daha ne isteriz ki, bu sene bu partiden aday gelecek sene diğer partiden. Ne alt yapı, ne parti tabanından gelmen gerekmiyor ne de olsa bu işlerde, önemli olan sponsorların var mı? Bi arada bıyıklı kadın afişleri sarmıştı istanbulu neyse bu sene pek bu tip uç propogandalara girilmedi çok şükür.
Bakın siz de sevinin, çağdaşlaşıyoruz.
Niye dert ediyorsunuz ki?
Posted in Uncategorized